İki Haklı İhtar Nedeniyle Tahliye TBK m. 352 Hakkında Her Şey

⚖️ İki Haklı İhtar Nedeniyle Tahliye — TBK m. 352/II’nin Kapsamı, Şartları ve Uygulama I. İKİ HAKLI İHTAR SEBEBİNİN HUKUKUMUZDA DÜZENLENİŞİ ▸ § TBK m. 352/II TBK m. 352/II, kiracının kira bedelini ödememesi nedeniyle yazılı olarak iki kez haklı ihtara muhatap olması hâlinde kiraya verene dava yoluyla sözleşmeyi sona erdirme imkânı tanır. Bir yıldan kısa süreli sözleşmelerde: Kiracının, sözleşmede kararlaştırılan süre içinde kira borcunu ödememesi üzerine iki haklı ihtar tebliğ edilmişse; kiraya veren, kira süresinin bitiminden itibaren 1 ay içinde tahliye davası açabilir. Bir yıl ve daha uzun süreli sözleşmelerde: Kiracının, bir kira yılı (veya bunu aşan süre) içinde iki

Devamını okumak için tıklayın…İki Haklı İhtar Nedeniyle Tahliye TBK m. 352 Hakkında Her Şey

Temerrüt Nedeniyle Tahliye (TBK m. 315) Hakkında Her Şey

TBK m.315 uyarınca temerrüt nedeniyle tahliye: şartlar, tebligat, süreler, çoklu kiraya veren, malik ve yeni malikin dava hakkı. Usulî kritik noktalar burada. ⚖️ Temerrüt Nedeniyle Tahliye (TBK m. 315) — Genel Çerçeve ve Dava Hakkı I. GENEL OLARAK ▸ Temerrüdün Dayanağı ve Şartları Temerrüt sebebiyle tahliye, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 315. maddesinde düzenlenmiştir. Madde genel nitelikte olup, TBK’nın genel hükümlerine tabi kira sözleşmelerinde olduğu gibi konut ve çatılı işyeri kiralarına da uygulanır. TBK m. 315 hükmü aynen şöyledir: “Kiracı kiralananın tesliminden sonra muaccel olan kira bedelini veya yan gideri ödeme borcunu ifa etmez ise, kiraya veren kiracıya yazılı olarak

Devamını okumak için tıklayın…Temerrüt Nedeniyle Tahliye (TBK m. 315) Hakkında Her Şey

Noterde Taşınmaz Satış Sözleşmesi Hakkında Her Şey

Noterde Taşınmaz Satış Sözleşmesi: Hukuki Dayanak ve Gelişim Süreci 1. Yasal Dayanak: Noterlerde Taşınmaz Satışı Mümkün Hâle Geldi 23 Haziran 2022 tarihinde kabul edilen 7413 sayılı Kanun’un 11. maddesi ile 1512 sayılı Noterlik Kanunu’na önemli bir değişiklik getirilmiştir. Bu değişiklikle, taşınmaz satış sözleşmelerinin noter huzurunda yapılabilmesi ilk kez mümkün hâle gelmiştir. Noterlik Kanunu’nun 60. maddesinin 3. fıkrasına eklenen yeni düzenleme, noterlerin görevlerine taşınmaz satış sözleşmesi yapma yetkisini eklemiştir. Ayrıca bu değişiklik doğrultusunda getirilen 61/A maddesi, söz konusu sözleşmelerin nasıl düzenleneceğine dair detayları içermekte; 11 Ocak 2023 tarihli özel yönetmelikle de uygulama esasları belirlenmiştir. 2. Değişiklikten Önceki Hukuki Durum Türk Medeni

Devamını okumak için tıklayın…Noterde Taşınmaz Satış Sözleşmesi Hakkında Her Şey

Kiracının Yan Giderleri Ödememesi (Temerrüde Düşmesi)

Kiracının Yan Gider Ödemelerinde Temerrüde Düşmesi: Hukuki Değerlendirme Kira Sözleşmesinde Kiracının Ek Yükümlülükleri Kira sözleşmeleri, tarafların sözleşme serbestisi kapsamında yükümlülüklerini serbestçe belirleyebileceği özel hukuk sözleşmelerindendir. Bu bağlamda, kiracının yalnızca kira bedelini değil, aynı zamanda sözleşme ile belirlenmiş diğer mali yükümlülükleri de yerine getirme sorumluluğu gündeme gelir. Kiraya ilişkin mali sorumlulukların kapsamının açıkça çizilmesi, kira ilişkisinin taraflar açısından sürdürülebilir ve öngörülebilir olması bakımından büyük önem taşır. Kira Bedelinin Belirlenmesi ve Sözleşmesel Güvenceler Kira sözleşmesi kurulurken taraflar, kira bedelini serbest iradeleri doğrultusunda belirleme hakkına sahiptir. Sözleşme tarihinde belirlenen kira bedeli, sözleşmenin geleceğini doğrudan etkileyen temel unsurlardan biridir. Kira süresince taraflar açısından sabit

Devamını okumak için tıklayın…Kiracının Yan Giderleri Ödememesi (Temerrüde Düşmesi)

İki Haklı İhtara Dayalı Tahliye

İki Haklı İhtara Dayalı Tahliye Sebebine İlişkin Koşullar Kanun hükmü, düzenlenişi itibarıyla son derece açık olup, bu tahliye sebebine dayanılabilmesi için gereken şartlar net biçimde ortaya konmuştur. Buna göre; bir yıldan kısa süreli kira sözleşmelerinde, sözleşmede belirtilen süre içinde; bir yıl ve daha uzun süreli kira sözleşmelerinde ise bir kira yılı veya bu süreyi aşan zaman dilimi içinde kira bedelinin iki defa ödenmemiş olması gerekir. Ayrıca, kira bedelinin ödenmemesi nedeniyle kiracıya iki kez ihtar gönderilmiş olmalı; bu ihtarlar haklı olmalı ve son olarak da tahliye davası açılmış bulunmalıdır. A. Ödenmeyen Kira Bedelleri Bir kira borcunun ödenmemiş olarak kabul edilebilmesi için,

Devamını okumak için tıklayın…İki Haklı İhtara Dayalı Tahliye

Arazi Kamulaştırması ve Diğer Nedenlerle Devre Mülk Hakkının Sona Ermesi

Arazi Kamulaştırması ve Diğer Nedenlerle Devre Mülk Hakkının Sona Ermesi 1. Kamulaştırmanın Hukuki Çerçevesi Anayasa m. 46 gereği Devlet ile kamu tüzel kişileri, kamu yararının gerekli kıldığı hâllerde özel mülkiyetteki taşınmazların tamamını veya bir kısmını, bedelini peşin ödemek şartıyla ve kanunda öngörülen usullere uyarak kamulaştırabilir ya da bunlar üzerinde idari irtifak tesis edebilirler. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu da bu yetkinin ayrıntılarını düzenler. 2. Mülkiyet Kamulaştırması – Devre Mülk Açısından Sonuç Arazi, paylı mülkiyete konu olduğunda devre mülk hakkı sahipleri aynı zamanda arazi maliki sıfatını taşır; dolayısıyla idare, kamulaştırma işlemlerini ayrı bir “irtifak kamulaştırması” yapmaksızın doğrudan her bir paydaş yönünden yürütür.

Devamını okumak için tıklayın…Arazi Kamulaştırması ve Diğer Nedenlerle Devre Mülk Hakkının Sona Ermesi

DEVRE MÜLKE KONU TAŞINMAZIN YOK VEYA HARAP OLMASI

Devre Mülke Konu Taşınmazın Yok Olması ya da Harap Hâle Gelmesi Devre mülk irtifakı yalnızca mesken niteliğindeki yapılara tanınabildiğinden, esasen iki farklı senaryo söz konusudur: Müstakil mesken — yani TMK m. 718/son anlamında arazinin bütünleyici parçası olan yapı (KMK m. 58/II). Bağımsız bölüm — kat irtifakı veya kat mülkiyetine tâbi bir yapının içindeki mesken. Konuyu bu iki başlık üzerinden ayrı ayrı ele almak gerekir. 1. “Yok Olma” Kavramı TMK m. 717’de öngörülen “taşınmaz mülkiyetinin kaybı”, araziyi esas alır. Dolayısıyla, arazinin tamamen ortadan kalkması (örneğin denize karışma, toprak kayması ile yerinden sürüklenme) devre mülk hakkını da sona erdirir; burada ayrıca bir

Devamını okumak için tıklayın…DEVRE MÜLKE KONU TAŞINMAZIN YOK VEYA HARAP OLMASI

Devre Mülk İrtifakının Süre Bitimi Nedeniyle Sona Ermesi

Süreye Bağlı Devre Mülk İrtifakının Sürenin Dolmasıyla Sona Ermesi 1. Süre Sınırlaması Yapılabilir mi? – Türk Medenî Kanunu, intifa (ve kıyasen oturma) hakkı dışında irtifakların süreyle sınırlandırılmasına dair açık bir hüküm içermez. – Tapu Sicil Tüzüğü m. 10 ise kişiye bağlı irtifakların zamana bağlanabileceğini kabul eder. – Sözleşme serbestîsi (TBK m. 26) gereği, lehtar taşınmaz lehine veya şahsa bağlı tüm irtifaklara, taraflar isterse süre kaydı konulabilir. 2. Uygulamadaki Durum Satış kampanyalarında “ömür boyu tatil” sloganı öne çıksa da teoride devre mülk hakları belirli bir yıl veya tarih aralığıyla kurulabilir. Örneğin: Mirasçıları yormamak için 30 yıllık sınır koymak, Taşınmazın ileride farklı

Devamını okumak için tıklayın…Devre Mülk İrtifakının Süre Bitimi Nedeniyle Sona Ermesi

Devre Mülkte Paylı Hal (Ortak Mülkiyet) Nasıl Sona Erdirilir?

Devre Mülkte Paylı Hal (Ortak Mülkiyet) Nasıl Sona Erdirilir? 1. Temel Kural Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 63. maddesi, devre mülke konu bağımsız bölümün paydaşlarına “aksi sözleşmeyle kararlaştırılmadıkça paylı halin giderilmesini (paylaşma davasını) açma yetkisi tanımaz.” Böylece borçlar hukukundaki paydaşlardan birinin tek başına “ortaklığı tasfiye” talebinde bulunabilmesi ilkesine (TMK m. 698) istisna getirilir. Düzenleme, KMK m. 7’de kat mülkiyeti için konulan yasağın (“kat mülkiyetine tâbi taşınmazda ortaklığın giderilmesi istenemez”) devre mülke uyarlanmış hâlidir. 2. Terim Tercihi Öğreti ve yargı pratiğinde hâlâ “izale-i şuyu” kalıbı kullanılmakla birlikte, “paylaşma (paylı halin giderilmesi) davası” terimi modern kavramlaştırmaya daha uygundur. Biz de aşağıda bu ifadeyi kullanacağız.

Devamını okumak için tıklayın…Devre Mülkte Paylı Hal (Ortak Mülkiyet) Nasıl Sona Erdirilir?

Devre Mülk Hak Sahiplerinin Avansla Karşılanmayan Masraflara Katılma Yükümlülüğü

Devre Mülkte Genel Giderlere Katılım ve Yeni Masraflar Devre mülk yönetim sözleşmesinde götürü bir bedel öngörülmüş olsun ya da olmasın –yahut yönetici tarafından her yıl avans niteliğinde bir ödeme belirlenmiş bulunsun– bu rakamların mutlak ve değişmez olduğu söylenemez. Bağımsız bölümdeki devrelerin fiilî kullanımı sürdükçe, gerek sözleşmede saptanmış toplu bedelin, gerek yönetici tarafından (çoğunlukla Ocak ayında) talep edilen avansın ifası zorunludur. Bunun nedeni, devre mülkün temeli olan paylı mülkiyet ilişkisidir: TMK m. 689-692 uyarınca her paydaş, meskeni kendi devresinde kullanılabilir halde tutacak nitelikteki harcamalara katılmakla yükümlüdür. Dolayısıyla, ödenmiş avanslar dışında da ileride yeni gider kalemleri ortaya çıkabilir. Devre mülk sahipleri; (i)

Devamını okumak için tıklayın…Devre Mülk Hak Sahiplerinin Avansla Karşılanmayan Masraflara Katılma Yükümlülüğü