Kira Tespit Davasını Açma Süresi ve Kararın Etkisi

Tarafların kira sözleşmesinde serbestçe belirledikleri kira bedeli yenilenen dönemde kiraya veren tarafından serbestçe artırılamaz. Taraflar yenilenen döneme ait kira bedeli üzerinde uyuşamazlarsa veya taraflardan birisi sözleşmede belirlenen kira bedelini tespit şartlarına uymazsa malik sıfatına sahip olsun veya olmasın kiraya veren, -veya 19/10 sayılı İBK’da belirtilmese de- kiracı mahkemeye başvurarak yenilenen her kira dönemi için kira bedelini tespit ettirebilir. TBK m. 345/1’de vurgulandığı gibi, kural olarak “Kira bedelinin belirlenmesine ilişkin dava her zaman açılabilir.” Ancak kural olarak kira tespit davası TBK m. 345/1’e göre her zaman için açılabilse de, Taraflar kira sözleşmesini yaparken yenilenen her kira döneminde kira bedelinin artırılacağı üzerinde

Devamını okumak için tıklayın…Kira Tespit Davasını Açma Süresi ve Kararın Etkisi

Kira Sözleşmesinin Eşin Rızası Olmadan Feshedilmesi Mümkün Mü?

TMK m. 194 hükmü ile Türk Hukukuna giren “aile konutu” kurumu TBK m. 349’da konut ve çatılı işyeri kiralarına uygulanacak kurallar arasında da düzenlenmiştir. Mutlak emredici nitelikteki TBK m. 349’a göre, “Aile konutu olarak kullanılmak üzere kiralanan taşınmazlarda kiracı, eşinin açık rızası olmadıkça kira sözleşmesini feshedemez. Bu rızanın alınması mümkün olmazsa veya eş haklı sebep olmaksızın rızasını vermekten kaçınırsa kiracı, hakimden bu konuda bir karar vermesini isteyebilir. Kiracı olmayan eşin, kiraya verene bildirimde bulunarak kira sözleşmesinin tarafı sıfatını kazanması halinde kiraya veren, fesih bildirimi ile fesih ihtarına bağlı bir ödeme süresini kiracıya ve eşine ayrı ayrı bildirmek zorundadır.” Aile konutu,

Devamını okumak için tıklayın…Kira Sözleşmesinin Eşin Rızası Olmadan Feshedilmesi Mümkün Mü?

Bağışlama Sözü Veren Bağışlayanın Aciz Vesikası Alması veya İflası

TBK m. 296/2 hükmü şu şekildedir; “Bağışlama sözü verenin borcunu ödeme güçsüzlüğü belirlenir veya iflasına karar verilirse, ifa yükümlülüğü ortadan kalkar.” TBK m. 296/2 lafzı, “eski Borçlar Kanunu m. 245’teki “iptal olunur” ifadesini kaldırarak, aciz belgesi alması veya iflasının açılmasıyla bağışlayanın borçlusu olduğu bütün bağışlama sözü vermeleri kendiliğinden (ex lege) sona ereceğini daha açık bir şekilde, mehaz İBK m. 250/2 hükmüne de uygun olarak vurgulamıştır. Aynı şekilde eski Borçlar Kanunu m. 245/2’nin lafzındaki “iflasın ilanı” ifadesinin “iflasın açılması” şeklinde okunması gerektiği öğretide vurgulanmış; TBK m. 296/2’de bu kabule uygun olarak “iflas kararı” üzerinden kaleme alınmıştır. Her ne kadar TBK m.

Devamını okumak için tıklayın…Bağışlama Sözü Veren Bağışlayanın Aciz Vesikası Alması veya İflası

Bağışlamanın Geri Alınmasında Hak Düşürücü Süre

Bağışlayan TBK m. 295 ve m. 296’ya dayanan geri alma hakkını geri alma sebebini öğrendiği tarihten itibaren hesaplanacak bir yıl içerisinde kullanabilir (TMK m. 297/1). Geri alma beyanının hak düşürücü süre olan bir yıl içerisinde bağışlanan veya mirasçılarına varması şarttır. TBK m. 297 bu noktada ikili bir ayırım yapmaktadır. TBK m. 297/2, bağışlayanın geri alma sebebini öğrendiği ve fakat bir yıllık süre dolmadan öldüğü durumda geri alma hakkının mirasçılara geçeceğini ve mirasçıların arta kalan süre içerisinde bu hakkı kullanabileceklerini kabul ederken; TBK m. 297/3 bağışlayanın sağlığında geri alma sebebini öğrenemediği durumda, mirasçıların bağışlayanın ölümünden başlayarak bir yıl içinde geri alma

Devamını okumak için tıklayın…Bağışlamanın Geri Alınmasında Hak Düşürücü Süre

İcra Edilmemiş Bağışlama Sözü Vermenin Geri Alınması

TBK m. 296/1’de öngörülen sebeplerden birisinin gerçekleşmesi üzerine, bağışlayan icra edilmemiş bir bağışlama sözü vermeyi geri alabilir ve bağışlama sözü vermenin ifasından kaçınabilir. Hukuksal Nitelik Burada bir bozucu yenilik doğuran bir hak olarak, bağışlama sözü vermeyi geçmişe etkili olarak ortadan kaldıran bir geri alma (dönme) hakkının kullanılması söz konusudur. Geri Alma Sebepleri TBK m. 296’nın öngördüğü geri alma sebepleri şunlardır: Bağışlananın bağışlayana veya yakınlarından birisine karşı ağır bir suç işlemesi  TBK m. 295/1/b/1 uyarınca bağışlananın, bağışlamadan sonra bağışlayana veya bir yakınına karşı ceza hukuku anlamında ağır bir suç işlemesi halinde bağışlayan bağışlamayı geri alabilir. Örneğin bağışlananın bağışlayana hakaret etmesi, bağışlayanı

Devamını okumak için tıklayın…İcra Edilmemiş Bağışlama Sözü Vermenin Geri Alınması

Elden Bağışlamanın veya İcra Edilmiş Bir Bağışlama Sözü Vermenin Geri Alınması

TBK m. 295’te -ilk ikisi mirasçılıktan çıkarılma (ıskat) sebepleri ile paralel olarak- düzenlenen üç sebepten birisinin gerçekleşmesi üzerine, bağışlayan bir elden bağışlamayı veya icra edilmiş (yerine getirilmiş, gerçekleşmiş) bağışlama sözü vermeyi geri alabilir ve bağışlama konusunun iadesini sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulama bulacağı bir iade talebi ile isteyebilir. Hukuksal nitelik Öğretideki hakim görüşe göre burada bir bozucu yenilik doğuran hak olarak, bağışlamayı geçmişe etkili olarak ortadan kaldıran bir geri alma (dönme) hakkının kullanılması söz konusudur. Ancak bu görüş içerisinde bir görüş iadeyi istihkak talebine dayandırtırken, diğer görüş iadenin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre yapılacağını kabul eder. Geri Alma Sebepleri TBK m. 295’in

Devamını okumak için tıklayın…Elden Bağışlamanın veya İcra Edilmiş Bir Bağışlama Sözü Vermenin Geri Alınması

Bağışlama Nedir? Nasıl Yapılır? Bağışlamanın Türleri Nelerdir?

Bağışlama, Türk Borçlar Kanunu’nun Üçüncü Bölümünde “Bağışlama Sözleşmesi” başlığı altında 285 ila 298. maddeler arasında düzenlenmiştir. TBK m. 285/1 hükmüne göre şöyle bir tanım yapabiliriz: “Bağışlama sözleşmesi, bağışlayanın sağlar arası sonuç doğurmak üzere, malvarlığından bağışlanana karşılıksız olarak bir kazandırma yapmayı üstlendiği sözleşmedir.” Kanımızca bağışlamaya şöyle bir tanım yapılabilir; “Bağışlama bağışlayanın bir karşı edim veya denk bir karşı edim olmaksızın kendi malvarlığından bir malvarlığı değeri ile bağışlananın malvarlığına yönelik sağlığında yaptığı bağışlama sebebine (causa donandi’ye) dayalı, borç doğurucu veya tasarrufi kazandırmadır. Dolayısıyla bağışlamanın varlığı için, tasarruf işlemi (ifa) aşamasında bağışlayanın malvarlığında -pasifin çoğalması veya aktifin azalması şeklinde- bir azalma ve bağışlananın

Devamını okumak için tıklayın…Bağışlama Nedir? Nasıl Yapılır? Bağışlamanın Türleri Nelerdir?

Karma Bağışlama

Karma bağışlamada taraflar satış bedeli olarak bilinçli olarak sözleşme konusunun gerçek değerinden önemli (göze çarpacak) ölçüde düşük bir satış bedeli belirlerler (nitelikli objektif unsur). Öte yandan taraflar gerçek değer ile satış bedeli arasındaki farkın alıcı için bağışlama sebebine dayalı bir ivazsız kazandırma oluşturması üzerinde de anlaşmışlardır (sübjektif unsur). Buna karşılık satılan için salt sembolik bir fiyatın belirlendiği hallerde, bağışlama unsuru başat (baskın) durumda olduğundan bağışlamaya ilişkin kurallar uygulama bulur.

Bağışlayana Dönme Koşullu Bağışlama

Bağışlayana dönme koşullu (dönüş koşullu) bağışlama, bağışlama konusu şey üzerindeki mülkiyetin hakkının bağışlananın bağışlayandan önce ölmesi halinde bağışlayanın malvarlığına geri dönüşü bozucu koşuluyla yapılan bağışlamalardır (TBK m. 292/1). Tartışmalı olmakla birlikte bağışlayana dönüş koşullu bağışlama sözü vermede borç sözleşmesi niteliğindeki bağışlama sözleşmesi, -yoksa ifası için ifa sebebine dayalı olarak yapılan tasarruf işlemi (tasarrufi kazandırma) değil!-, “bağışlananın bağışlayandan önce ölümü” bozucu koşuluna bağlanır. Taşınmazlara ilişkin bağışlayana dönüş koşullu bağışlamalarda bozucu koşulun mutlaka resmi şekil içerisinde yer alması gerekir. Bağışlayana dönüş bozucu koşuluna bağlı taşınmazlara veya taşınmaz üzerindeki bir ayni hakka ilişkin kişiye sıkı sıkıya bağlı kişisel talep niteliğindeki dönüş talebi, bağışlayana

Devamını okumak için tıklayın…Bağışlayana Dönme Koşullu Bağışlama

Yerine Getirilmesi (Tenfizi) Bağışlayanın Ölümüne Bağlı Olan Bağışlama

Yerine getirilmesi (tenfizi) bağışlayanın ölümüne bağlı bağışlama, bağışlayanın bağışlanana yönelik sağlığında yaptığı, kendisinin ölümünden sonra bağışlanana ivazsız olarak bir malvarlığı değerine ilişkin kazandırmada bulunmayı taahhüt ettiği bağışlamalardır. TBK m. 290/2’nin lafzına göre, “Yerine getirilmesi bağışlayanın ölümüne bağlı olan bağışlamada, vasiyete ilişkin hükümler uygulanır”. Ancak söz konusu düzenleme İBK m. 245/3’teki mehaz hükme uygun olarak, “Yerine getirilmesi bağışlayanın ölümüne bağlı bağışlamalar ölüme bağlı tasarruflara ilişkin hükümlere tabidir” şeklinde okunmalıdır. Böylece Kanun Koyucu söz konusu bağışlamayı şekil, konu, tasarruf özgürlüğü ve tasarruf ehliyeti bakımından ölüme bağlı tasarruflara ilişkin kurallara tabi tutmuştur.