Velayetin Belirlenmesinde Çocuğun Üstün Yararı

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda velayetin tanımı açık şekilde yapılmamış olmakla birlikte, öğretide bir görüşe göre velayet; ergin olmayan veya kısıtlılık kararı alınmış ergin çocuklar hakkında gerekli kararları alabilmeleri için anne ve babaya kanun koyucu tarafından tanınan yetkidir. Diğer bir görüş ise velayeti, çocuğun bağımsızlığını kazanıp kendini yönetebilecek duruma gelmesi amacıyla anne ve babaya tanınan bir hak olarak değerlendirmektedir. Anne ve babanın velayet hakkını birlikte kullanmaları evlilik birliğinin devamına bağlı olup, evlilik sona erdiğinde birlikte velayet de sona erer (TMK m. 336). Ancak ortak velayet istisnadır ve bazı hallerde, örneğin velayet görevlerinin aksatılması veya kısıtlılık nedeniyle velayetin bir veya her

Devamını okumak için tıklayın…Velayetin Belirlenmesinde Çocuğun Üstün Yararı

Boşanma Davalarında Sosyal Medya Paylaşımları

Boşanma Davalarında Sosyal Medyanın Etkisi Giriş Evlilik sözleşmelerinde süreklilik ilkesi esastır; eşlerin kurduğu yuva, esasen ölümle sona erer. Eşler sağken evliliğin sona erdirilmesi ise genellikle boşanma yoluyla olur. Boşanma, doktrinde; eşlerden birinin, kanunda öngörülen sebeplere dayanarak açtığı dava sonucunda, mahkeme kararıyla evlilik birliğinin sona erdirilmesi olarak tanımlanır. Teknolojideki gelişmeler, sadece bireysel yaşantımızı değil, sosyal ve özellikle aile hayatını da önemli ölçüde değiştirmiştir. Aile bireylerinin birlikte geçirdikleri zamanın azalması, psikolojik yabancılaşmaya ve evlilik birliğini zedeleyebilecek davranışlara neden olabilmektedir. Sosyal medya kullanımı ise, bu süreci hızlandıran ve sadakat yükümlülüğünün ihlal edilmesine yol açabilecek unsurlardan biridir. Her ne kadar sosyal medyanın evlilik yükümlülüklerini

Devamını okumak için tıklayın…Boşanma Davalarında Sosyal Medya Paylaşımları

Boşanma Davasında Affetme Nedir?

I. Boşanma Boşanma, Türk hukukunda tarafların iradesine bağlı bir işlem olup genel olarak ancak tarafların talebiyle gerçekleşir. Mutlak butlan gibi Cumhuriyet savcısının müdahalesi ya da hâkimin resen karar verebileceği bir süreç değildir. Zira boşanma, kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan biridir. Boşanma sebepleri, Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 161 ve devamı maddelerinde genel ve özel olarak düzenlenmiştir. Bunlar arasında 161. maddede zina; 162. maddede hayata kast, ağır veya onur kırıcı davranışlar; 163. maddede suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme; 164. maddede terk; 165. maddede akıl hastalığı; 166. maddede ise evlilik birliğinin temelden sarsılması, anlaşmalı boşanma ve ortak hayatın yeniden kurulamazlığı sayılmıştır. II.

Devamını okumak için tıklayın…Boşanma Davasında Affetme Nedir?

Çocuğun Soyadı ve Boşanma Sonrası Soyadı Değişikliği

Çocuğun Soyadı ve Boşanma Sonrası Soyadı Değişikliği I. Soyadı Kavramı ve Kazanılması A. Soyadı Kavramı Soyadı, nesilden nesile geçen ve bir kişinin ait olduğu soya, aileye bağlılığını gösteren addır. Aynı aileye mensup bireyleri diğerlerinden ayırmaya yarar. Türkiye’de soyadı kavramı, 21 Haziran 1934 tarih ve 2525 sayılı Soyadı Kanunu ile hukuki bir zemine kavuşmuştur. Kanun öncesi dönemde Osmanlı’da soyadı yoktu; daha çok aile ya da sülale adları kullanılmaktaydı. Soyadı Kanunu’nun 1. maddesine göre, her Türk vatandaşı öz adı dışında bir soyadına sahip olmak zorundadır. Soyadının kullanım şekli ise Kanun’un 2. maddesinde belirtilmiştir: “Öz ad önde, soyadı sonda kullanılır.” B. Soyadının Kazanılması

Devamını okumak için tıklayın…Çocuğun Soyadı ve Boşanma Sonrası Soyadı Değişikliği

Hakimin Takdir Yetkisi

  Hakimin Takdir Yetkisi: Medeni Hukukta Yeri ve Boşanma Davalarındaki Önemi Hakimin takdir yetkisinden söz edebilmek için öncelikle 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 1. ve 4. maddelerinin incelenmesi gerekir. TMK m.1/II uyarınca, “Kanunda uygulanabilir bir hüküm bulunmazsa, hâkim örf ve âdet hukukuna göre, bu da yoksa, kanun koyucu olsa idi nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar verir. Hâkim, bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır.” Bu hüküm, hukuk boşluğu durumunda hakimin nasıl hareket etmesi gerektiğini ortaya koyar. Buna karşılık TMK m.4, “Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya hâkimin durumun gereklerini ya da haklı sebepleri dikkate almasını emrettiği hâllerde, hâkim hukuka

Devamını okumak için tıklayın…Hakimin Takdir Yetkisi

Nişan Bozma Nedir? Haklı Nedenle ve Haksız Nedenle Nişanı Bozma

Bir taraflı irade açıklaması ile nişanlılık ilişkisi sona erebilir. Nişanı bozma, açık bir irade açıklaması veya örtülü bir irade açıklaması ile gerçekleşebilir. Nişanlının örtülü olarak nişanlılığın bozulması, diğerinin ziyaretlerini kabul etmemesi, ziyaretlerini ve mektuplarını tamamen kesmesi, başkasıyla nişanlanması veya evlenmesi veya haber vermeden ve adres bırakmadan başka bir kente veya ülkeye gitmesidir. Nişanlılığın bu şekilde bir taraflı olarak sona erdirilmesi, nişanlanmadan dönme olarak da bilinir (TMK m. 120). Nişanı bozmak için geçerli bir nişanlanma gereklidir. Bunun aksine, arkadaşlık, flört veya evlenme iradesi olmaksızın bir süre birlikte yaşamak, nişanı bozma anlamına gelmez ve nişanın bozulmasının hukuki sonuçları uygulanmaz. Nişanın bozulması için

Devamını okumak için tıklayın…Nişan Bozma Nedir? Haklı Nedenle ve Haksız Nedenle Nişanı Bozma

Nişanlının Tanıklıktan Kaçınma Hakkı

Nişanlıların biri, diğerinin davalı ya da davacı olduğu bir davada tanıklık yapmaktan kaçınabilir. Ayrıca, nişanlının sanık olduğu bir ceza davasında tanıklık yapmaktan kaçınabilirler. Bu hüküm, nişanlının yakın olması gerektiği anlamına gelir (HMK m. 248; CMK m. 47/b/1). Aynı şekilde, nişanlılardan biri, diğerinin davasıyla ilgili olarak hakemlik ya da hakimlik yapmadan kaçınabilir. Sadece bu nedenle diğer taraf hakemi veya hakimi reddedebilir (HMK m. 34).

Ölen Nişanlıdan Ötürü Destek Yoksun Kalma Tazminatı ve Manevi Tazminat İsteyebilme

Nişanlılardan birinin bir haksız fiil nedeniyle ölmesi durumunda, sağ kalan nişanlı, TBK m. 53’te belirtilen şartlar gerçekleşmişse, faile karşı destekten yoksun kalma tazminatı davası açabilir. Bu talebi genellikle bir kadın nişanlı ileri sürecektir. Ancak, örneğin sakat bir erkek nişanlı destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilir. çünkü nişanlılık, daha sonra evlenmenin gerçekleşeceği anlamına gelir. Böylece nişanlının ölümü, TBK m. 45’e göre (farazi) desteğin kaybıdır. Nişanlılardan birinin ölümü üzerine sağ kalan nişanlı, ölüme sebep olan kişiden manevi tazminat talep edebilir (Türk Borçlar Kanunu m. 56/2).