KAYA & ELMADAĞ

Marka Suçunda İştirak

⚖️ Türk Ceza Kanununda İştirak ve Marka Suçlarında Uygulaması 📜 TCK’da İştirakın Çerçevesi (TCK m. 37 ve m. 38–39) İştirak, kanunen tek kişiyle de işlenebilen bir suçun birden çok kişi tarafından, anlaşarak ve tipikliğin gerçekleşmesine etkili katkıyla işlenmesidir. TCK m. 37 uyarınca: Suçun kanuni tanımındaki fiili birlikte gerçekleştirenlerin her biri faildir (birlikte faillik). Suçun işlenmesinde bir başkasını araç olarak kullanan kişi de fail olarak sorumlu tutulur. Kusur yeteneği olmayan birini araç kılan failin cezası 1/3’ten 1/2’ye kadar artırılır. TCK’nın genel hükümlerine göre diğer iştirak biçimleri de geçerlidir: Azmettirme (m. 38): Başkasını suç işlemeye yöneltme. Yardım etme (m. 39): Suçun işlenmesini

Devamını okumak için tıklayın…Marka Suçunda İştirak

Marka Suçunda Teşebbüs

⚖️ Marka Suçlarında Teşebbüs (TCK m. 35 – SMK m. 30 ile Uygulama) 🧩 Teşebbüsün Tanımı (TCK m. 35) Teşebbüs, suçun kanunî tanımındaki fiilin elverişli vasıtalarla icrasına başlanmasına rağmen, failin elinde olmayan nedenlerle icra hareketlerinin tamamlanamaması veya (suç tipinde ayrıca bir unsur öngörülmüşse) icra hareketleri tamamlanmış olsa dahi neticenin gerçekleşmemesi hâlidir. Dolayısıyla teşebbüs, tamamlanmış suçtan farklı olarak yarım kalan icra ya da doğmayan netice ekseninde değerlendirilir. 🧭 SMK m. 30 Kapsamındaki Marka Suçlarında Teşebbüsün Genel Çerçevesi SMK m. 30 kapsamındaki marka suçları bakımından teşebbüs hükümlerinin uygulanması prensipte mümkündür. Fail, icraya başladıktan sonra kendi dışındaki sebeplerle suçu bitiremezse teşebbüsten sorumlu tutulabilir.

Devamını okumak için tıklayın…Marka Suçunda Teşebbüs

Marka Suçları

Bir işletmeye ait mal veya hizmeti diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etmeye yarayan sicilde gösterilebilir olmak kaydıyla her türlü işaret olarak tanımlanabilecek olan marka, günümüz ticaret ve hukuk hayatında oldukça fazla yer kaplamaktadır. Özellikle teknolojik gelişmeler ve ticaretin sınır aşan niteliği karşısında markanın önemi gittikçe artmaktadır. Bir malın markası tüketicinin tercihlerinde zamanla daha fazla yer almaya başlamaktadır. Markaların bu denli önem arz etmesi ve marka hakkı ihlallerinde kazancın yüksek hukuki yaptırımın yetersiz kalması markaya ilişkin cezai yaptırımlar düzenlenmesini zorunlu kılmıştır. Bu konuda gerek ulusal gerekse de uluslararası alanda birçok düzenleme yapılmıştır. Aşağıda marka suçlarına ilişkin ele aldığımız yazıları bulabilirsiniz;

Devamını okumak için tıklayın…Marka Suçları

Marka Suçlarında Etkin Pişmanlık

⚖️ Marka Suçlarında Etkin Pişmanlık (SMK m. 30/7) 🧩 Etkin Pişmanlık Nedir? Etkin pişmanlık, suç işlenirken mevcut olmayan; ancak suç tamamlandıktan sonra failin kendi iradesiyle neticeyi bertaraf etmeye yönelen davranışı nedeniyle cezada indirim ya da cezasızlık sonucunu doğurabilen kişisel (şahsi) bir nedendir. Genel prensip: Kanunda açıkça öngörülmedikçe etkin pişmanlık uygulanamaz. 📜 SMK’da Düzenleme: Hangi Marka Suçunda Var? Etkin pişmanlık, marka suçlarının tamamı için değil; yalnızca “taklit ürünleri satışa arz etme veya satma” fiili bakımından düzenlenmiştir. SMK m. 30/7 hükmü özetle şunu söyler: Başkasına ait marka taklit edilerek üretilmiş malı satışa arz eden veya satan kişi, malı nereden temin ettiğini bildirir

Devamını okumak için tıklayın…Marka Suçlarında Etkin Pişmanlık

Marka Hakkı Üzerinde Yetkisiz Tasarrufta Bulunma Suçu

⚖️ Marka Hakkı Üzerinde Yetkisiz Tasarrufta Bulunma Suçu (SMK m. 30/3) 📜 Markanın Malvarlığı Değeri ve İşlemlere Konu Olması Marka, niteliği gereği bir malvarlığı değeridir. Bu nedenle marka üzerinde çeşitli hukukî işlemler yapılabilmesi hem mümkün hem de olağandır. Nitekim SMK m. 148, sınai mülkiyet haklarının devredilebileceğini, mirasla intikal edilebileceğini, lisans konusu olabileceğini, rehin/teminat gösterilebileceğini, haczedilebileceğini ve diğer hukuki işlemlere konu olabileceğini açıkça hükme bağlamaktadır. 🧭 Suçun Tanımı ve Normatif Dayanak SMK m. 30/3, marka üzerinde tasarruf yapma yetkisi bulunmadığı hâlde tasarruf işleminde bulunan kişiyi cezalandırır: “Yetkisi olmadığı hâlde başkasına ait marka hakkı üzerinde devretmek, lisans veya rehin vermek suretiyle tasarrufta

Devamını okumak için tıklayın…Marka Hakkı Üzerinde Yetkisiz Tasarrufta Bulunma Suçu

Marka Koruması İşaretini Kaldırma Suçu

⚖️ Marka Koruması İşaretini Kaldırma Suçu (SMK m. 30/2) 📜 Yasal Dayanak ve Kısa Çerçeve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) m. 30/2, “marka koruması olduğunu belirten işareti mal veya ambalaj üzerinden yetkisi olmadan kaldıran” kişinin 1–3 yıl hapis ve 5.000 güne kadar adli para cezası ile cezalandırılacağını öngörür. Suçun varlığı için: Üzerinde koruma işareti bulunan bir tescilli marka (Türkiye’de tescil) bulunmalı, Bu koruma işareti eşya veya ambalaj üzerinde yer almalı, İşaret yetkisiz şekilde kaldırılmalıdır. Not: Koruma işareti ancak tescilli markalarda kullanılabilir; bu nedenle tescil, bu suçun ön koşuludur. 🎯 Korunan Hukuki Değer Koruma işaretinin (ör. ®, TM, SM) ürün

Devamını okumak için tıklayın…Marka Koruması İşaretini Kaldırma Suçu

Marka Hakkına Karşı İşlenen Suçlar

⚖️ Marka Hakkına Karşı İşlenen Suçlar 🕰️ Kısa Tarihçe ve Normatif Çerçeve Türk marka hukukunda markaya ilişkin cezai yaptırımların geçmişi oldukça eskidir. Zamanla markaların ve ticari hayatın dönüşümüne paralel olarak mevzuat güncellenmiş; ancak cezai yönü olan marka ihlallerinin kökleri önceki dönemlere uzanmıştır. Bu tarihsel gelişim ve SMK öncesi düzenlemeler başka başlıklarda ayrıntılı biçimde ele alındığından burada tekrara girilmeyecektir. SMK’dan önce başlıca kaynak 556 sayılı KHK idi. Ne var ki suç ve cezanın kanuniliği ilkesi gereği cezai hükümler KHK ile konulamayacağından, Anayasa Mahkemesi ilgili hükümleri iptal etmiştir. Bu iptaller, kanun düzeyinde yeni bir düzenleme ihtiyacını doğurmuş ve anayasaya aykırılığı giderecek şekilde

Devamını okumak için tıklayın…Marka Hakkına Karşı İşlenen Suçlar

Marka Hakkına Tecavüz Suçu

⚖️ Marka Hakkına Tecavüz Suçu (SMK m. 30/1): Tanım, Unsurlar ve Hukuka Uygunluk 📜 Yasal Dayanak ve Kısa Çerçeve Marka hakkına tecavüz, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK)’nda düzenlenen ilk ceza normudur. Temel hüküm SMK m. 30/1’dir. Bu düzenlemeye göre, başkasına ait marka hakkına iktibas (taklit) veya iltibas (karıştırılma ihtimali) suretiyle tecavüz ederek; mal üreten, hizmet sunan, satışa arz eden/satan, ithal/ihraç eden yahut ticari amaçla satın alan, bulunduran, nakleden veya depolayan kimseler hapis ve adli para cezası ile cezalandırılır. Not: Hüküm cezalandırılabilirliği iktibas/iltibas temeline oturtur; SMK’daki tüm tecavüz halleri suç değildir. Ceza yaptırımı yalnızca iktibas ve iltibas suretiyle gerçekleşen tecavüzlere

Devamını okumak için tıklayın…Marka Hakkına Tecavüz Suçu

Marka Suçlarında İçtima

⚖️ Marka Suçlarında İçtima: TCK Çerçevesi ve Uygulama Notları 🧩 TCK’da İçtima Rejimi (m. 42–44) Suçların içtimaı (toplanması) Türk Ceza Kanunu’nda birden fazla hükümle düzenlenmiştir (TCK m. 42, 43, 44). Genel çerçeve şöyle özetlenebilir: Birleşik suç (m. 42): Bir eylem, başka bir suçun unsurunu veya nitelikli hâlini oluşturuyorsa ayrı bir suç sayılmaz; içtima hükümleri uygulanmaz. Zincirleme suç (m. 43): Aynı suç işleme kararı kapsamında, aynı mağdura karşı farklı zamanlarda birden çok eylem işlenirse tek ceza verilir, artırılarak uygulanır. Fikrî içtima (m. 44): Tek fiil birden fazla suçun kanunî tanımına uyuyorsa fail, cezası en ağır olan suçtan sorumlu tutulur. İştirak–içtima ayrımı:

Devamını okumak için tıklayın…Marka Suçlarında İçtima

Spor Kulüplerinde Sorumluluk: Davacılar, Zamanaşımı ve İbra

🧷 Spor Anonim Şirketlerinde Sorumluluk Rejimine İlişkin Ortak Hükümler a) Kimler Dava Açabilir? 👩‍⚖️👨‍⚖️ SKFK m. 20/13 uyarınca; spor kulübü, spor anonim şirketi (SAS), SAS pay sahipleri ve alacaklılar, yönetim kurulu ile yöneticilerin sebep oldukları “doğrudan” zararların tazminini talep edebilir. Doğrudan zarar ilke olarak şirket tüzel kişiliğinde (kulüp/SAS) ortaya çıkar; bu zarar için doğrudan dava hakkı şirkete aittir. Pay sahipleri ve alacaklılar kendi malvarlıklarında doğrudan bir kayıp (ör. doğrudan pasif artışı, beklenen kazancın gerçekleşmemesi gibi) oluştuysa, TTK m. 553/1 ve SKFK m. 20/13 dayanağıyla doğrudan dava açabilir. Şirket malvarlığındaki azalma, pay sahipleri ve alacaklılar bakımından “dolaylı zarar” niteliğindedir. Pay sahipleri,

Devamını okumak için tıklayın…Spor Kulüplerinde Sorumluluk: Davacılar, Zamanaşımı ve İbra