Tutuklama Kararı Verilmesi İstemi

İki yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlar dışındaki suçlarda şüphelinin tutuklanmasına soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının istemi üzerine, kovuşturma evresinde de, gene Cumhuriyet savcısının istemi üzerine karar verilir. Ancak kovuşturma evresindeki tutuklama kararı mahkemece re’sen de verilebilir.

CMK ile soruşturma evresinde sulh hakiminin re’sen tutuklama kararı verme yetkisi kaldırılmıştır. Mülga CMUK m. 158’deki yetki, nedeni anlaşılamayan bir şekilde ortadan kaldırılmıştır (CMK m. 163/1). Buna karşılık kovuşturma evresinde mahkemenin re’sen tutuklama kararı vermesi yetkisi sürmektedir (CMK m. 101/1).

Cumhuriyet savcısının tutuklama isteminin mutlaka gerekçeli olması ve adli kontrolün neden yetersiz kalacağı açıklamasının, hukuki ve fiili nedenlere yer verilerek yapılmış olması gereklidir.

Tutuklama talebi üzerine hakim talebi inceleyerek şüphelinin tutuklanmasına, tutuklama talebinin reddine veya şüphelinin adli kontrol altına alınmasına karar verebilir. Cumhuriyet savcısı şüpheli hakkında adli kontrol uygulanmasını talep etmişse hakim tutuklama kararı veremez. Bu halde şüphelinin adli kontrol altına alınmasına veya adli kontrol talebinini reddine karar verebilir.

Savcının tutuklama kararı verilmesini isteme konusunda takdir yetkisi vardır. Cumhuriyet savcısının şüpheliyi yersiz bir şekilde tutuklamaya sevk etmesi ne kadar hatalı ise şüpheli hakkında kuvvetli suç şüphesini gösteren olgular bulunduğu ve suçun CMK m. 100/3’deki listede yer alan katalog suçu olduğu hallerde, şüpheliyi serbest bırakması da doğru değildir. Örneğin nöbetçi olduğu sırada eşini yaşamsal tehlike gösterecek şekilde on iki yerinden bıçaklayan faili tutuklamaya sevk etmeyen Cumhuriyet savcısı hakkında görevi savsama suçu nedeniyle son soruşturmanın açılması gerektiğpi düşüncesi ile ağır ceza mahkemesinin kararı CMK m. 309 yolu ile bozulmuş (Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 03.07.2007, K. 6317) ve bu mahkemece son soruşturmanın açılması kararı verilmiştir (benzer bir olay, tutuklama kararı vermeyen sulh ceza hakimi açısından gelişmiş ise de Yargıtay, “hakimin mutlak takdir hakkının kanıt değerlendirmesi niteliğinde olması” nedeniyle kanun yararına bozma istemini kabul etmemiştir. Yukarıda sözünü ettiğimiz 4. Ceza Dairesi, oy çokluğu ile sanık Cumhuriyet savcısının beraatine karar vermiş ve bu karar temyiz edilerek Ceza Genel Kurulu’na gelmiştir. Genel Kurul, tutuklamada zorunluluk değil, takdirlik sistemin kabul edilmiş olduğunu vurgulayarak beraat kararını onamıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.