İşletme Adının Devri

Ticaret unvanının aksine, işletme adının ticari işletmeden ayrı olarak devredilmesi mümkündür. Zira işletme adı hakkında uygulanacak hükümleri gösteren TTK m. 53’te, ticaret unvanının işletmeden ayrı olarak devrini yasaklanan TTK m. 49/1’e yollamada bulunulmamıştır. İşletmenin devri, devir sözleşmesinde aksine hüküm bulunmadıkça, işletme adının da devrini içerir (bu hususta bkz. TTK m. 11/3).

İşletme Adının Oluşturulması ve Tescili

İşletme adı, işletme sahibini hedef tutmaksızın doğrudan işletmeyi tanıtmak ve benzeri işletmelerden ayırt etmek için kullanılır (TTK m. 53). Görüldüğü üzere ticaret unvanı, taciri tanıtmayı amaçlarken, işletme adı, işletmeyi diğer işletmelerden ayırt etmeye yöneliktir. Ticaret unvanını sadece tacirler kullanabilir; buna karşılık işletme adını, işletmelerini benzeri işletmelerden ayırt etmek isteyen esnaf da kullanabilir (TTK m. 15/2. cümle). Tacirler bakımından ticaret unvanı kullanmak zorunludur (TTK m. 18/1, 39/1). İşletme adını kullanmak ise zorunlu değildir. İşletme adı hakkında uygulanacak hükümler TTK m. 53’te gösterilmiştir. TTK’da işletme adının nasıl oluşturulacağı gösterilmemiştir. İşletme sahibi, bu hususta serbestiye sahiptir. Ancak seçilecek işletme adının, aldatıcı nitelikte olmaması

Devamını okumak için tıklayın…İşletme Adının Oluşturulması ve Tescili

Karz (Tüketim Ödüncü) Sözleşmesi

Türk Borçlar Kanunu’nun 386. maddesine göre, “tüketim ödüncü sözleşmesi, ödünç verenin bir miktar parayı ya da tüketilebilen bir şeyi ödünç alana devretmeyi, ödünç alanın da aynı nitelik ve miktarda şeyi geri vermeyi üstlendiği sözleşmedir.” Kanun koyucu, burada da, tarafların asli edim yükümlerine göre tüketim ödüncü sözleşmesini tanımlamış bulunmaktadır. Böylece tüketim ödüncü sözleşmesi çerçevesinde ödünç veren, bir miktar para veya un, tahıl, şeker, kumaş, kömür, benzin gibi misli bir şeyin mülkiyetini belirli bir süre için ödünç alana geçirmeyi; ödünç alan da aynı miktar ve nitelikte şeyi iade etmeyi taahhüt etmektedirler. Bu nedenle parça borcu oluşturan şey tüketim ödüncüne konu olmaktadır. Ödünç

Devamını okumak için tıklayın…Karz (Tüketim Ödüncü) Sözleşmesi

Tebligat Kanununa Göre Yurtdışına Tebligat

Tebligatın yapılacağı ülke ile Türkiye arasında ikili veya çok taraflı bir sözleşmenin bulunmaması halinde, tebligat, Tebligat Kanunu hükümleri nazara alınarak yapılacaktır. Tebliğ edilecek evrak, tebligatı çıkaran merciin bağlı olduğu Bakanlık aracılığı ile Dışişleri Bakanlığı’na oradan da görev havzası dikkate alınarak, tebligatı yapacak olan Türk elçilik veya konsolosluğuna gönderilecektir. Dışişleri Bakanlığı’nın aracılığına gerek görülmeyen hallerde, tebligat evrakı, ilgili Bakanlık aracılığı ile doğrudan o yerdeki büyükelçilik veya konsolosluğa gönderilir. Büyükelçilik veya konsolosluk, ilgili ülkenin iç hukuk mevzuatı çerçevesinde, yerel makamların yardımı ile tebligat işlemini gerçekleştirecektir. Bildirim, ilgili ülkenin mevzuatına uygun olarak, muhataba tebliğ edildiğinde, muhatap, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde Türk

Devamını okumak için tıklayın…Tebligat Kanununa Göre Yurtdışına Tebligat

Nişan Bozma Nedir? Haklı Nedenle ve Haksız Nedenle Nişanı Bozma

Nişanlılardan biri, nişanlılık ilişkisine bir taraflı irade açıklaması ile son verebilir. Nişanı bozma, açık bir irade açıklaması ile olabileceği gibi örtülü bir irade açıklamasıyla da olabilir. Nişanlının, diğerinin ziyaretlerini kabul etmemesi ya da ziyaretlerini ve mektuplarını tamamen kesmesi, başkası ile nişanlanması veya evlenmesi, haber vermeden ve adres bırakmadan başka bir kente ya da ülkeye gitmesi, nişanlılığın örtülü olarak bozulması sayılabilir. Nişanlılığın bu şekilde bir taraflı olarak sona erdirilmesine, nişanlanmadan dönme ya da yerleşmiş deyimiyle nişanın bozulması denir (TMK m. 120). Nişanı bozmanın söz konusu olabilmesi için, geçerli bir nişanlanmanın bulunması gerekir; yoksa arkadaşlık ilişkisinin, flört ilişkisinin, hatta evlenme iradesi olmaksızın

Devamını okumak için tıklayın…Nişan Bozma Nedir? Haklı Nedenle ve Haksız Nedenle Nişanı Bozma

Nişanlının Tanıklıktan Kaçınma Hakkı

Nişanlılardan biri, diğerinin davalı ya da davacı olduğu bir davada ya da nişanlının sanık olduğu bir ceza davasında tanıklık yapmaktan kaçınabilir. Bu hüküm nişanlının bir yakın olması ile ilgilidir (HMK m. 248; CMK m. 47/b/1). Aynı şekilde, nişanlılardan biri, diğeri ile ilgili davada hakimlikten ya da hakemlikten kaçınabilir. Diğer taraf da sırf bu sebeple hakimi veya hakemi reddedebilir (HMK m. 34).15

Ölen Nişanlıdan Ötürü Destek Yoksun Kalma Tazminatı ve Manevi Tazminat İsteyebilme

Nişanlılardan birinin bir haksız fiil sonucu ölmesi halinde, sağ kalan nişanlı, faile karşı, TBK m. 53’teki şartlar gerçekleşmişse, destekten yoksun kalma tazminatı davası açabilir. Genellikle bu talebi kadın nişanlı ileri sürecektir. Ancak istisnai durumlarda, örneğin sakat olan bir erkek nişanlı da destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunabilir. Çünkü, nişanlılık, daha sonra evlenmenin yapılacağı hakkında bir karine oluşturur. Böylece nişanlının ölümü, müstakbel eşin, yani TBK m. 45 anlamında (farazi) desteğin kaybedilmesidir. Nişanlılardan birinin ölümü üzerine sağ kalan nişanlı, ölüme sebep olan kişiden manevi tazminat isteminde bulunabilir (Türk Borçlar Kanunu m. 56/2).

Eksik Nama Yazılı Senet Nedir?

Eksik nama yazılı senet, borçlunun senet üzerine tedavülünden önce yazılı kayıt koyarak, senet bedelini her hamile ödemek hakkını saklı tuttuğu senettir (TTK m. 656). Görüldüğü üzere, nama yazılı senet ile eksik nama yazılı senet arasında, tek bir fark bulunmaktadır; o da, eksik nama yazılı senette TTK m. 656 uyarınca borçlunun, senedin dolanımından önce senede yazarak, senet bedelini her hamile ödemek hakkını saklı tutabilmesidir. Buna göre, eksik nama yazılı senette borçlu, alacaklılık sıfatını ispat etmesini talep etmeksizin hamile iyiniyetle yaptığı ödeme ile borcundan kurtulabilmektedir. Tamamen kendisi tarafından saklı tutulmak suretiyle kazandığı bu hakkı kullanmak zorunda olmayan borçlu, isterse alacaklılık sıfatının ispatını

Devamını okumak için tıklayın…Eksik Nama Yazılı Senet Nedir?

Nama Yazılı Senetlerde Def’iler

Öncelikle belirtelim, kıymetli evrakta def’i kavramı, teknik anlamda def’i ve itirazları birlikte içeren bir üst kavram durumundadır. Burada def’i kavramı, teknik olarak def’i ya da itiraz olsun borçlunun bütün savunma olanaklarını ifade eder. Bilindiği üzere, def’iler ancak ilgili tarafın ileri sürmesi halinde, itirazlar ise re’sen dikkate alınır. Nama yazılı senetlerde; bu senetlerin devri TBK m. 183 ve devamı hükümlerine (alacağın devri) tabi olduğundan, TBK m. 188 gereği olarak borçlu, devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu def’ileri (savunmaları) devralana karşı da ileri sürebilecektir. Bu nedenle, nama yazılı senetlerde def’iler, emre ve hamiline yazılı senetlerde olduğunun aksine özellik arz etmez ve

Devamını okumak için tıklayın…Nama Yazılı Senetlerde Def’iler

Nama Yazılı Senetlerin Devri

Nama yazılı senet de, tüm kıymetli evrak gibi tedavül yeteneğine sahiptir. Ancak, borçlu bakımından son derece güvenli olan bu senetlerde, tedavül yeteneği oldukça ağırdır. Bütün kıymetli evrakın devrinde olduğu gibi, bu senetlerde de Türk Ticaret Kanunu 647/1’in; “mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak kurulması amacıyla kıymetli evrakın devri için her halde senet üzerindeki zilyetliğin devri şarttır.” biçimindeki hükmü çerçevesinde zilyetliğin devri gerekir. Bunun yanında TTK m. 647/2 hükmünün gereği olarak yazılı bir devir beyanına da gerek vardır (TBK m. 184/1). Kısaca söylemek gerekirse, nama yazılı senet TTK m. 647/1-2 gereği olarak yazılı devir beyanı ve zilyetliğin devri ile devredilebilmektedir. Yapılacak

Devamını okumak için tıklayın…Nama Yazılı Senetlerin Devri