Tarh Zamanaşımı Süreleri

VUK’un 114. maddesi, “vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergiler zamanaşımına uğrar” diyor.Böylece tarh zamanaşımı süresi beş yıl olarak kabul edildi. Zamanaşımın başlangıcı burada göz ardı edilmemelidir. Genellikle vergi hukukunda süreler ertesi takvim yılının başından itibaren başlar. Tarh zamanaşımının başlangıcında da aynı ilke uygulanır: zamanaşımı, vergiyi doğuran olayı izleyen yılın birinci gününden itibaren başlar.

Tarh Zamanaşımı – Vergi Hukukunda Zamanaşımının Niteliği

Vergi Usul Kanunu’nun 113 ve 114. maddelerinde tanımlanan zamanaşımı kavramı, bazı yazarlar tarafından tarh zamanaşımı olarak veya tahakkuk zamanaşımı olarak adlandırılmıştır. Sözü edilen maddelerde, bu zamanaşımının tarh zamanaşımı veya tahakkuk zamanaşımı olarak nitelendirileceğine dair bir açıklama bulunmamaktadır. Bununla birlikte, Kanun’un mücbir sebeple ilgili 15. maddesi, tarh zamanaşımı kavramını içerir. Bununla birlikte, VUK 114. maddenin birinci fıkrasında, “…tarh ve tebliğ edilmeyen” ifadesi kullanılabilir. Bu hüküm, idareden tarh ve tebliğ işlemlerinin bir an önce tamamlanmasını istemektedir. Bu durumda zamanaşımına yer verilmesinin temel nedeninin, idarenin tebligat gibi vergilendirme işlemlerini zamanında tamamlaması olduğu düşünüldüğünde, zamanaşımını tarh zamanaşımı olarak adlandırmanın daha uygun olacağını düşünüyoruz. VUK’un

Devamını okumak için tıklayın…Tarh Zamanaşımı – Vergi Hukukunda Zamanaşımının Niteliği

Evli Eşlerden Biri Hakkında Gaiplik Kararı Alınmışsa Miras Durumu

Kanun koyucu, ölüm tehlikesi içinde kaybolan veya uzun süredir haber alınamayan kişiler için gaiplik kararı verilebileceğini öngörmüştür. Bir kişinin hakları gaiplik kararına bağlı olanlar tarafından gaiplik kararı istenebilir (TMK m. 32). Gaipliği istenen kişinin evli olması durumunda evliliği devam eder. Bunun bir sonucu olarak, gaip olan kişinin evli olması durumunda, mirasçı olacak kişinin eşinin evliliği fesh edilmeden miras haklarını talep edip etmeyecekleridir. Türk Medeni Kanununu’nun 35/1’inci maddesi, gaiplik kararının ölüme denk tutulan durumlardan biri olarak kabul edildiğini belirtmektedir. Sonuç olarak, ölüm kararının ardından mirasçılar eşleriyle birlikte mirasçı olurlar ve paylarını alırlar. Sağ kalan eşin evliliğinin feshini talep etmemesi, mirasçılığını engellemez.

Devamını okumak için tıklayın…Evli Eşlerden Biri Hakkında Gaiplik Kararı Alınmışsa Miras Durumu

Butlanla Sakat Bir Evlilikte Eşin Mirasçılığı

Evliliğin butlan kararıyla sona erdirilmesine ilişkin olarak Türk Medeni Kanunu’nda iki farklı hüküm vardır. TMK’nın 146/2 ve 147/1’inci maddeleri ile 159. maddesi bu hükümleri içerir. TMK’nın 146/2 ve 147/1’inci maddeleri, mirasbırakanın ölümünden sonra ilgililerin mutlak butlan davası açabileceklerini düzenlemektedir. İlgililer, ölümle şahıslarında doğan haktan yararlanarak mutlak butlan davasını açarlar. Eşlerden biri öldükten sonra, ilgililer mutlak butlan davasını açmazlarsa veya evliliğin ölümle sona ermesine ilişkin hükümler uygulanır. Bununla birlikte, TMK’nın 159. maddesi, mirasçıların evlenmenin nispi butlanını dava etme haklarının olmadığını, ancak daha önce açılmış bir davayı dava edebileceklerini söylüyor. Bu durumda, evlilik nispi bir butlanla sakatsa, mirasçılar sadece açılan davayı sürdürebilirler,

Devamını okumak için tıklayın…Butlanla Sakat Bir Evlilikte Eşin Mirasçılığı

Boşanma Davasının Eşin Mirasçılığına Etkisi

Boşanmanın kesinleşmesi halinde, eşler birbirlerinin mirasçıları olamazlar. Türk Medeni Kanunu’nun 181/1’inci maddesine göre, eşler, boşanmadan önce lehlerine yapılan ölüme bağlı tasarruflarla sağlanan hakları, aksi tasarruftan anlaşılmadıkça kaybederler. Bu hüküm, eşlerin birbirlerinin mirasçısı olma hakkını ortadan kaldırmaz. Eşlerin mirasçı olmaları için ayrılık kararı, boşanma sebeplerinin varlığı halinde verilmiş olması (TMK m. 170) veya ayrı yaşamaya hakları olduğu bir durumda verilmiş olması (TMK m. 197) arasında fark yoktur. Her iki durumda da evlilik birlikte devam eder. Eşlerden birinin ölümü durumunda, ölen eşin mirasçısı diğer eş olacaktır. Türk Medeni Kanunu’nun 181/2’inci maddesine göre, boşanma davası devam ederken, ölen eşin mirasçılarından birisinin davaya devam

Devamını okumak için tıklayın…Boşanma Davasının Eşin Mirasçılığına Etkisi

Hırsızlığa Teşebbüs

Hırsızlık suçu, failin malın kontrolünü ele geçirmesiyle tamamlanır. Failin gerçekten mal üzerinde kontrolü sağladıktan sonra, malın güvence altına alınıp alınmaması, götürülmek istenen yere götürülüp götürülmemesi suçun tamamlanması için önemli değildir. Bu durumda hırsızlık yapmak ancak malın ele geçirilmesine kadar mümkündür. Failin elinde olmayan nedenlerle mal üzerinde gerçek kontrolü sağlayamaması halinde suç teşebbüs aşamasında kalır. Örneğin, bir evden yapılan hırsızlık suçuna teşebbüs, failin evi terk etmeden mağdurun uyanması nedeniyle eşyayı bırakıp kaçması durumunda gerçekleşir. Failin mağdurun cebindeki parayı almak için elini cebine sokması ve parayı alamadan yakalanması durumunda suç teşebbüs halinde kalmıştır. Bununla birlikte, failin mal üzerinde gerçek kontrolü elde ettikten

Devamını okumak için tıklayın…Hırsızlığa Teşebbüs

Zorunluluk Halinde Hırsızlık Suçu

Zorunluluk halinde kalınarak da hırsızlık suçu işlenebilir. TCK’nın 25. maddesinin 2. fıkrasında belirtildiği gibi, zorunluluk hali her suç için genel bir kusurluluğu kaldırır. Bununla birlikte, TCK’nın 147. maddesi zorunluluk haline ilişkin özel bir hüküm içerir. Bu durumda, hırsızlık suçunun zorunluluk halinde kalınarak işlenmesi durumunda, olayda gerçekleşip gerçekleşmediği ve buna bağlanan sonuçlar bakımından yalnızca 147. maddeye bakılacak. Hırsızlık suçunun ağır ve acil bir ihtiyacı karşılamak için işlenmesi halinde, olayın özelliğine göre, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir.Bu maddede belirtilen zorunluluk halinde hakime, genel zorunluluk halinden (m. 25/2) farklı olarak faile ceza vermemek veya cezasında indirim yapmak konusunda karar

Devamını okumak için tıklayın…Zorunluluk Halinde Hırsızlık Suçu

Kleptomani Hastalığı Kapsamında Hırsızlık Suçu

Hırsızlık suçunun haksızlık unsurlarının gerçekleştiği belirlendikten sonra, failin kusurlu olup olmadığı sorgulanmalıdır. Bu araştırmanın sonuçlarına göre, fail işlediği haksızlık nedeniyle kınama yargısında bulunulabilirse cezalandırılacaktır; aksi takdirde ceza verilmeyecektir. Örneğin, fail yaşının küçüklüğü (m. 31) veya maruz kaldığı akıl hastalığı (m. 32) nedeniyle işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya davranışlarını yönlendirme yeteneğine sahip değilse, ceza sorumluluğu söz konusu değildir. Örneğin, kleptomani hastalığına yakalanan bir kişi, işlediği fiilin hukuki anlamını ve sonuçlarını algılama yeteneğine sahip olsa da, bu hastalık nedeniyle davranışlarını yönlendiremez. Bu hastalığa yakalanan kişi küçük şeyleri çantasına atmaktan çekinmez. Bu kişinin işlediği hırsızlık fiilinden dolayı kusuru bulunmadığı için

Devamını okumak için tıklayın…Kleptomani Hastalığı Kapsamında Hırsızlık Suçu

Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Hırsızlık

6545 sayılı Kanunun 62. maddesi, 142. maddeye (f. 5) ek bir fıkra eklemiştir. Hırsızlık suçunun işlenmesi sonucunda haberleşme, enerji, demiryolu veya havayolu ulaşımı alanında kamu hizmetinin geçici de olsa aksaması halinde, yukarıdaki fıkralar hükümlerine göre verilecek ceza yarısından iki katına kadar artırılır.” Maddeye eklenen yeni fıkra, hırsızlık nedeniyle haberleşme, enerji, demiryolu ve havayolu ulaşım hizmetlerinin aksamasına neden olması durumunda cezanın yarısından iki katına kadar artırılmasını gerektirir. Fıkrada, hırsızlık nedeniyle ortaya çıkan bazı sonuçların bir sonucu olarak cezanın yükseltilmesi önerilmektedir. Sonuç olarak, fıkrada hırsızlık nedeniyle ağırlaşmış durum düzenlenmiştir. Bu nedenle, fıkradaki ceza artırımının uygulanabilmesi için failin bu sonuçlar bakımından en azından

Devamını okumak için tıklayın…Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Hırsızlık

Cari Hesapta Zamanaşımı

TTK’nın 101. maddesi, cari hesap sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren beş yıllık zamanaşımına tabidir. Bu zamanaşım, kabul edilen veya mahkeme kararıyla belirlenen bakiyeye veya faiz alacaklarına, hesap hatalarına veya haksız olarak cari hesaba geçirilmiş kalemlere veya tekrarlanan kayıtlara ilişkin davalara uygulanır. Cari hesapta zamanaşımının işlemeye başlanacağı tarih ETK’da belirtilmemişti. Bu, tartışmalara neden oldu. TTK m. 101, zamanaşımının başlangıç tarihini cari hesap sözleşmesinin sona erdiği tarih olarak tanımladığından, bu konuda önemli bir boşluğu kapatmıştır. TBK’nın (madde 149/1) müeccel bir alacak için zamanaşımının söz konusu olamayacağı yolundaki hüküm dikkate alındığında, cari hesapta zamanaşımının işlemeye başlayacağı tarih, cari hesap sözleşmesinin son bulunduğu tarih

Devamını okumak için tıklayın…Cari Hesapta Zamanaşımı